15 Eylül 2014 Pazartesi

İKİNCİ NEFESİ













Şimdi en son 1932 yılında Luis sürrealistlere postayı koyup İspanya'ya geçmişti en son bıraktığımızda.

Bazı söylentilere göre Luis'in posta koymasının arkasında İspanya'daki karışıklıklar sırasında kendisini hem gerçeküstücü hemi de komünist olarak tanımlamasının diğer komünistler tarafından sıkıntılı bulunması yatmaktadır zira o günkü komünist ve anarşistler gerçeküstücülüğü
dejenere bir burjuvalık olarak görmekteydiler. Luis yıllar sonra komünist olduğunu inkar da etse o günlerdeki ayrışmada safını gayet net belli etmiş oldu.


Las Hurdes'te ikamet eden bir keçi.
1933 yılında, kısa bir süre sonra General Franko tarafından yasaklanacak olan Las Hurdes'i çekti. Benim kendimce dalgasal olarak adlandırdığım türe güzel bir örnek teşkil eden film yine olay yaratmıştı. Luis bazı kesimleri bu dalgasal (sahte bilgiler veren belgesel) ile kandırmayı bile başarmıştı. Filmde çizdiği tablo o kadar karamsar o kadar karamsardır ki, aslında hiç yaşanmayan şeyleri, belki bir öngörü belki bir geyik olarak yansıtmayı, gerek davası için gerekse gerçeküstücü alışkanlıklarıyla kotarmıştı. O kadar gerçeküstücü bir belgeseldi ki bu, azılı bazı sosyalistler bile abartılı bulmuştu. Tabii ki komünist düşünceden ayrı düşündüğümüzde olay daha açık bir noktaya geliyor. Yani derler ya resmin bütününe bakın, diye. Hem bu dalgasal lotodan çıkan parayla çekildiğinden, o kadar anarşist bakışa sahip bir film çıkması şahsen beni çok tatmin etmektedir.

Sonraki beş yıl, General Franko'nun hayatları karartması olayları ve ardılları süresince, Fransa-İspanya hattında uygulayıcı yapımcılık ve rejisörlük işleriyle geçti. 1936'da savaş başladığında Federico öldürülmüştü. Savaş baladığında Luis Paris'teydi ve İspanya'ya dönmedi. Federico'yu engellemeye çalıştılarsa da başaramışlardı ve ölüm haberini Paris'te aldılar. Bu sırada L'Age d'Or sürecinde araları bozulduktan sonra Salvador'la da daha az görüşür olmuşlardı.

Salvador eş durumundan ABD'ye yerleşmişti. Luis ise Fransa'da yaptığı irili ufaklı işler sırasında bazı Hollywood şirketleriyle de çalışmış ve ABD ile bağlantılar sağlamıştı. Hollywood'un olanakları, yapılabilecek sürrealist işlerin Avrupa koşullarında yaşattığı maddi ve manevi sorunlar dolayısıyla accayip derecede cazipti. Savaş devam ederken ABD'de birkaç projede yer almaktaydı ve arada bir İspanya elçisini görüp işlerine devam ediyordu. Faşistler ülkenin kontrolünü ele geçirdi, haberini alan Luis bir daha İspanya elçiliğine uğramadı ve ABD'den sığınma hakkı istedi. ABD'de de işler kızışmakta, ufukta bir Cadı Avı belirmekteydi. Daha ihanetler bilmemneler yaşanacaktı ve ancak rüyalar ülkesinde çekebilmesi mantıklı olacak rüya gibi filmler çekmek için yalnızca birazcık daha zamanı vardı.





Tu bi kontinyut...

İLK NEFESİ











Te 20. yüzyılın başında bir büyük savaş çıktı. İnsanlar tarafsız ülkelere iltica etmeye çalıştı. Başaranlar oldu. Bazıları yoluna devam etmek için uğraştı. Hergün ölen insanların ölümlerinin anlamsızlığı çağdaş sanatın yetersizliğini ortaya serdi. Ve Zürih'te birkaç tane amca bir araya gelerek Cabaret Voltaire'i kurdular. Dada sonra bu insanlardan bazıları, savaş bitince ülkelerine döndü. Fransa'da André Breton, gerçeküstücüleri ve bundan hoşlanan insanları bir araya getirdi. Çok değişik adamlar çıktı bu toplantılardan.

Federico Garcia Lorca
Toplantılar sürerken, üç savaş mültecisi, Federico, Salvador ve Luis yavaş yavaş kendi yollarını çizmeye başladılar. Federico bir gün ailesi ve arkadaşları için İspanya'ya geri dönmeye karar verdi ve Gırnata yolunda falanjistlerce yakalanarak teşhis edildi ve öldürüldü. Luis ile Salvador zamanında Federico'yla pek dalga geçmişlerdi. Ancak birbirlerini sevmediklerinden değil. Son nefesinde Buñuel adeta günah çıkartarak Federico'yla nasıl uğraştıklarını anlatır. 

Bu sırada Salvador ile Luis ilk gerçeküstücü filmi çekerler. İlk gerçeküstücü film bir endülüs köpeğidir. Birçoğumuzun usturayla göz kesme sahnesinden çıkaracağımız "un Chien Andalou" sersem burjuvazinin ağzının üstüne iki tane koyan bir filmdi. Psikanalistler ve Göstergebilimciler tarafından her sahnesi, her sekansı bir mesaj niteliğinde incelenen filmden bir ton mesaj çıktı.

Boşverin, film mesajsız da güzel. Ama bir iki favori sahnemi anlatmak isterim. Örneğin adamın sevgilisine gitmeye çalıştığı ama papazlara, ölü bir eşek başına, bozuk bir piyanoya takıldığı sahne. Kapalı ve gerici İspanya toplumunun bu iki sevdiceğin arasına girme biçiminden nefret ettirmeyi başarıyor. L'Age d'Or'da da bir adım ileri gidip bu zincirleri aşağı falan atacak, ama oraya daha var.
Un Chien Andalou


Salvador'un fikri olan elden karıncalar çıkması ve sür-skippist kurgu aracılığıyla Luis bu filmin altından kalkıp Paris sokaklarında endamını göstermiş oluyor. Kimsenin anlamadığı kurguya burjuvazi büyük ilgi gösteriyor ve sürrealistlerin ve dadalarının haklılığı bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Zira Luis bir sonraki filmi l'Age d'Or'da bir kadına bir heykelin ayak başparmağını yalatacak, ensest ilişki yerleştirecek, hatta bir yataktan inek kaldırarak salonu dağıtacaktır. Ama deveye diken yaranır örneği gibi, burjuvazi, aldığı bu sol kroşeden sonra Luis'e sırnaşmaya devam ediyor olacaktır. Bu aymazlık Luis'in sinirlerini bozmaya başladığı sırada Salvador'la arası açılmaya başlar.
L'Age d'Or
İşin daha da ilginci filmin barındırdığı eleştiriler ve sansasyonel sahneler, Luis'in Vatikan Monarşisi'nden ve Faşist gruplardan tepkiler almasına neden olur. Filmin gösterildiği salonlar birer birer basılır, içlerinde saygın burjuvaların adlarının da olduğu ölüm olayları yaşanır. Vatikan'a ve faşistlere her filminde daha sert giydirecek olan Luis karısının anlatımıyla hiç de öyle radikal bir adam değildir.

Son kavramını reddederek döngüde kısılıp kalmayı daha ilk filmlerinden benimseyen Luis, burjuvaziyle ilgili problemlerini dile getirmek için 1970lere kadar durmayacak, daha da olgunlaşan argümanlarla tokatlayacaktır. Ama sürrealist kimliğiyle değil zira 1932 yılının ortalarında Luis faşist baskıdan ve burjuvazinin aymazlığından bıkarak Breton'a yazığı mektupta, sürrealistlerin burjuva yalakalığından ileri gidemediğinden yakınarak, hareketten ayrıldığını bildirir. Ve İspanya'ya doğru yola çıkar.




Tu bes konklados...